Ruh ve beden sağlığı bir bütündür. Bedendeki değişiklikler beyni ve ruhu etkiler. Aynı zamanda ruhsal durumdaki çatışmalar ve sarsılmalar da bedeni etkiler. Fiziksel hastalıklar kişiye, topluma, yaşa, kültüre, hastalığın nasıl algılandığına, hastalığın ima ettiği güçlüklere bağlı olarak kişinin denge ve uyumunu bozar.

Uzun süre yatan hastalarda yalnızlık duygusu ve çaresizlik sonucu depresyon hatta ağır depresyon başlayabilir ve gelişebilir. Hasta eğer huzurevi veya bakım merkezlerinde ise terkedilme duygusu da yaşayabilir. Yatan hastalar için en önemli psikolojik durum çaresizliktir. Bu husus göz önünde bulundurulmalı ve hastaya bu doğrultuda yaklaşılmalıdır.

Bakıma muhtaç olmak, bir çok kişi için zordur. Hele ki kişi bu sürecin başlarındaysa bunu kabullenmesi de zordur. Bu biraz süreç işidir. Kişi, hastalığın ilk evrelerinde duygusal olabilir ve dışa dönük negatif tepkiler verebilir. Hastanın çevresindeki kişilerin hastaya olduğu gibi davranmaya devam etmesi bu sürecin sağlıklı atlatılması açısından iyidir.

Hastalanınca kişi korkar, telaşlanır ve bakım veren kişiye bağlanır. Aşırıya kaçan bu bağımlılıkları bakım verenlerde, bıkkınlık ve öfke duygusu uyandırabilir. Hasta sürekli isteklerde bulunur, hastaya bakan kişi bu istekleri karşılamaktan bunalır, hastadan kaçmak ister. Böylece hastanın terk edilme korkusu doğrulanmış olur. Bu kişilere destek ve güvence verilmeli ancak ölçülü olunmalıdır.